Ana içeriğe atla

Futbol Sevgi ve Kardeşliktir!


İki sarı lacivert takımın mücadelesinde barış ve dostluk kazandı!

Bir tarafta Fenerbahçe ve Lefter aşkıyla forma rengini bile değiştirebilen AEL Limassol başkanı ve Türk oyuncusu Sevim Ebeoğlu, diğer tarafta Fenerbahçe'nin bu ülkeye gönül vermiş Rum kökenli futbolcusu Lefter Küçükandonyadis.

Politikanın nefret kılıcıyla birbirinden ayırdığı iki ulusun yaralı gönülleri, futbol aşkıyla yeniden bir araya geldi, merhemlendi.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Saint Nicholas and Demre by Aziz Deniz

Demre lies at the foothills of the Taurus Mountains, along the Mediterranean coast. To the north, it is surrounded by mountains, while to the south, it opens to the crystal-clear, blue waters of the Mediterranean. Just outside the city, there are vast plains adorned with orange and pomegranate orchards. Olive trees, citrus groves, bay laurels, carob trees, and pines hold a significant place in Demre’s natural beauty. In spring, every gust of wind carries the scent of lemon blossoms. This lush vegetation stretches from the mountain slopes down to the coast, painting the landscape with endless shades of green and vibrant blossoms.  To the north of Demre, the Taurus Mountains rise majestically. These mountains are characterized by forest-covered slopes and deep valleys, forming a natural boundary separating the region from the interior. The limestone structure of the mountains hosts numerous caves and ravines. Demre is also notable for its wetlands along the Mediterranean coast. Sm...

SÜMERLERİN EN AHLAKLI İNSANI KASAP DUMUZİ'NİN HİKAYESİ

  Sümer topraklarının bereketli şehirlerinden biri olan Lagaş'ta, Dumuzi adında genç bir kasap yaşardı. Dumuzi, kasaplık mesleğini babasından öğrenmiş, küçük yaşlardan itibaren hayvanları nasıl dikkatle seçip kestiklerini, nasıl etleri temiz bir şekilde hazırladıklarını gözlemlemişti. Babası ona hep, “Kasaplık sadece hayvan kesmek, eti kemikten ayırmak değildir. İnsanların sofralarına helal lokma koymak, onlara güven vermek ve ahlakla çalışmak demektir,” diye tembihlerde bulunurdu. Babası ölünce Dumuzi, babasının mirası olan bu dükkânı devraldı. Genç adam sadece babasının işini sürdürmekle kalmayıp, mesleğini ahlaki değerlere dayandırarak bir adım ileri taşımayı hedefledi. Dumuzi, etin tazeliğine ve kalitesine çok önem verirdi. Şehirdeki diğer kasapların çoğu, ellerinde kalan etleri uzun süre bekletir, hatta bozulmuş eti satırla çekip, çeşitli bitkilerle kokusunu bastırır, satmaya çalışırdı. Ancak Dumuzi, asla bu yolu seçmedi. “Namus ve ahlak, kazandığın altından daha değerlidir,” ...

EL CEZERİ’NİN HAYAL MAKİNESİ

 Son zamanlarda gençlerin gözlerinde umutsuzluk görüyorum.  Hiçbir şey başaramamanın, ya da başaramayacak olmanın verdiği bezmişlik.  Moda deyimiyle ‘tükenmişlik sendromu’.  “Sen uçak yapamazsın, tank yapamazsın, dediler, yapılmışını satalım!  Sen araba üretemezsin, en iyisi bizde! Al kullan!  Telefon üretmek senin neyine, al işte, en iyisi bizde var, kapat fabrikanı!” diye diye bizleri kendi pazarları haline getirdiler.  “Ne yaparsa, en iyisini onlar yapar!” fikrini kafamız soktular.  Artık bu düşünce yavaş yavaş değişiyor. Değişmeli! Bu topraklar ne mucitler gördü, herkes bilmeli.  Gelin, en başından anlatayım:  Bundan yıllar yıllar evvel, 12.yüzyılın sonlarında, Artuklu Beyliği'nin görkemli saraylarından birinde, dönemin en büyük mucitlerinden biri olan El Cezeri yaşıyordu. Dicle Nehrinin kıyısında küçük bir atölyesi vardı. Çocukluğundan beri mekanik ve matematiğe olan ilgisi onu kimsenin anlamadığı icatlar yapmaya yönlendirmişti....